Deliliğe Övgü-Erasmus

Yazar: Desiderius Erasmus
Çeviren: Hasan İlhan
Cilt:Umut Matbacılık
Yıl:2011

                 İlk başlarda Papaz olan Erasmus sonradan kiliseden ayrılarak bilimle ilgilenmeye başlar.Bu eseri bu günlere kadar kalan ve canlılığını yitirmeyen tek eseridir.Kitapta Erasmus kendini delice över.Bazı yerlerde kendini Tanrı yerine koyar.Çocuklukta ve  yaşlılıkta;aşkta,evlilikte,dostlukta,politikada,savaşta,edebiyatta ve bilimde deliliğin hayatın her yerinde ve her evresinde egemen olduğunu anlatır.Deliliğe Övgü'de dini kurumları,din adamlarını hatta ırkları bile bu açıdan değerlendirir.O zamanın kilisesini,kilisedeki din adamlarını,bağnazlığı ve Skolastik Düşünce'yi acımasızca eleştirir ve dalga geçer.Belki bu yüzde günümüze kadar kalabilmiştir.



Deliliğe Övgü

Oku...

Teknoloji Bizi Ele Geçiriyor!

                    Teknoloji bağımlılığı,teknolojinin gelişmesiyle insanları daha fazla etkilemektedir.Televizyon,bilgisayar,laptop,akıllı telefon ve tabletler bizi kötü bir şekilde etkiliyor.Hem sağlığımızdan hemde zamanımızı yok ediyor çünkü;gözlerimizi bozuyor,beynimiz ağarıyor,kanser ve obezite riskimizi arttırıyor.Evden çıkıp ekmek almaya gidiyoruz.Herkesin elinde akıllı telefonlar.Bu zamanlarda kimsenin elinden düşmüyor.Hiçbiri ihtiyacı olduğu için değil,zevk aldığı için kullanıyor.Biz mi telefon kullanıyoruz yoksa ekranlar mı bizi kullanıyor?Birisi yürürken telefonuyla oyun oynuyor veya sosyal medyaya bakıyor,kulaklıkları da takmış.Kafasını bile kaldırmıyor!Karşıdan karşıya geçerken araba çarpsa sizce kim haklı?Ölse haberi olmayacak.Hatta bazıları var akıllı telefonuyla tuvalete gidiyor.Eğer böyle giderse yakın zamanda insan ırkı yok olabilir : )



Telefonla karşıya geçen kadın

            
Oku...

Avg Telefonumu Kilitledİ!

               Merhaba arkadaşlar.Bu gün size yaşadığım bir sorun hakkında yardımcı olabilecek bir yazı yazacağım.Çünkü; bu konu hakkında internette yeterli Türkçe kaynak yok.Birkaç gün önce telefonumdan sim kartını çıkartıp başka bir sim kart taktım.Karşıma Avg anti theft sorunu yani hırsızlara karşı bir şifre istedi.Ama ben avg hırsızlık koruması şifremi unuttum fakat telefonu açabildim.Bir gün boyunca telefonumu kullanamadım.O ayrı sorun : ) Peki bu sorunu nasıl düzelttim.Şimdi onu anlatacağım.


Avg anti theft sorunu

Oku...

Her Gencin Yaşadığı 9 Olay

                         Genç olmak,insanların hayatlarının doruk noktasıdır.Doruk noktası diyorum çünkü; istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.Siz güçlü,zeki,sağlıklı,mutlusunuz.Bunları bir tarafa attığımızda genç olmanın güzel tarafı kalmaz.Çocukken aklında sadece oyun oynamak vardı.Evde,sokakta,parkta kısaca her yerde.Ama şimdi büyüdün Dünya'da etrafında neler olduğunun farkına
varıyorsun.Çocukken Dünyasal sıkıntıların yoktu ama şimdi var ve büyüdükçe de artacak gibi.Fakat gençlere bu dertlerle  savaşabilecek güçtedirler.



1.Herşeyi Sorgulamak
                  Genç olurken aklımız yavaş yavaş başımıza
gelir.Dünya'yı,arkadaşlarımızı,ailemizi,alışkanlıklarımızı kısaca herşeyi sorgularız.En önemlisi de kendimizi sorgulamamızdır."Ben neden yaşıyorum?","Bir amacım var mı?Büyüyünce ne olacağım?Dünya,insanlar neden kötü durumda?"


fads
Gençlik

Oku...

Üniversiteyi Şehir Dışında Okurken Kazanılan 6 Özellik

              Gurbete çıkmak, sevdiğimiz kişilerden fiziksel olarak uzaklaşmaktır ve en çok hissedildiği zaman sevdiğimiz kişilerden ayrıldığımız ilk zamandır.Zaman geçtikçe alışırız.Bazen sevdiklerimize karşı ayrılık acısı çekeriz.İşimize odaklanamayız,evimize geri dönmek isteriz.Ama artık geç kalmışızdır.Evimizden uzaktayızdır.Aklımızda sadece anılarımız vardır.Elimizden anılarımızı tekrar tekrar oynatmaktan başka bir şey gelmez.
               

             Gurbetçi;gurbete çıkan,geçimini gurbette kazanan kimsedir.Yani ister öğrenci(özellikle şehir dışında üniversite okuyanlar)  ister şehir dışında asker,rızkını kazanan bir baba veya yurt dışında çalışan bir iş sahibi ol evinden ayrıldığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığının olmayacağının farkına varıyorsun.
                               
            Özellikle büyüdüğünün farkına varıyorsun.Daha dün mahallede koşan,çift kale maç yapan,koşan,saklambaç oynayan,ana kuzusu olan çocuk hangi ara bu kadar büyümüştü.Zaman nasıl oluyorda bu kadar hızlı geçiyordu?
                               

               Evden ayrılırken; içinden "Ben gitmek istemiyorum!" dediğimiz çok olmuştur.Evimizde ayrıldığımız an aklımızda ailemiz vardır.Sadece anılarımız bizimledir.Ama evimizden ayrılmanın sadece kötü tarafları  yoktur.İyi tarafları da vardır.Bunları belli bir süre geçtikten sonra çok iyi öğreniyorsunuz.Ayrıca bu yazı şehir dışında üniversite okuyacaklara tavsiyeler içerir.




1.Yeni İnsanlar İle Tanışıyorsun

              
                      İlk başlarda yalnız takılıyorsun ama sonradan kendine göre arkadaşlar belki dostlar buluyorsun.Yurtta kalıyorsanız sonradan çevreniz genişliyor.Yurtta neden kalmalıyım diyorsanız aşağıdaki bağlantıdan öğrenebilirsiniz.Çevremiz genişliyor.İnsanları daha iyi tanıyoruz.Ama şunu da unutmamak lazım.Ailemiz giderken bize ne demişti "Herkese güvenme,dikkatli ol!"(Büyük ihtimalle herkesin ailesi demiştir   : )






Gurbetin faydaları
Beklerken aynen böyle hissediyorsunuz.

Oku...

Hasta Değilim Sadece Burnum Akıyor!

        Burun akıntısı çoğu insanın sahip olduğu ama hasta olarak hissetmediği bir sorundur.Bu akıntı malesef ki vücudumuzu hasta olmaya yatkın hale getirdi.Hatta soğuk algınlığı,nezle olsakta olmasakta burnumuz akar.Daha sonra "Burnum akıyor!" diye sızlanmaya başlarız.Ihlamur,bal,nane gibi bitki çayları içeriz iyi olmak için fakat bir türlü iyi olamayız.O burun bir türlü durmaz.Hep akar.Yolda yürürken,evde,okulda,sınavda...Kaç defa hastaneye gideriz,su gibi burun akıntısı için.İyileşiriz sonra yine burun akıntısı devam eder.O kadar akar ki cebimizde ki mendil biter.Ancak tuvalet kağıdı işimizi görür : ) İlkbahar gelir hala akar burnumuz.Eğer önlemlerimiz almazsak hasta olabiliriz.Peki burun akıntısına ne iyi gelir?

burnum akıyor
Burnu akan kadın


Oku...

Geri Dönüyorum! : )

                    Merhaba millet!Bu yazının ilk yazı olması sebebiyle çok büyük kitleler okuyamayacak ama ben yine de yazacağım.Uzun zamandır ortalarda yoktum.Çok yoğundum ve bazen de canım yazmak istemedi.Çok nadir de olsa neden yazdığımı bilmiyordum.Ben yokken bazı blogger arkadaşlarım çok yol almışlar.Öncelikle burdan onları pes etmedikleri için tebrik ediyorum.Peki neden tekrar blogger alemine dönüyorum?Cevabı basit,blog yazmadığımda kendimi eksik hissediyorum(Her ne kadar boş zamanım olmasada :)Ayrıca bu benim 3. bloğum olacak.Burda dikiş tutturacağım.Merak edenler için ben neredeydim,ne yapıyordum?(Hiçkimse merak etmiyor ama umrumda değil.)

ormandaki adam

Haziran-Temmuz-Ağustos
                     Bu yaz tatilinde ben erkek olmam neticesinde çalıştım.Boş zamanım oldu mu?Evet,oldu ama o zaman kendimi yorgunhissettim,canım yazmak istemedi,yazacak konu bulamadım...Gibi sebeblerden ötürü yazamadım.Kitap okudum,spor yaptım,film izledim boş zamanlarımda.Bir nevi blog aleminden inzivaya çekildim.

Hacettepe üniversitesi beytepe kampüsü

Eylül-Ekim-Kasım-Aralık
              Okul açıldı.Dersler,ödevler,sınavlar üst üste geldi.Anlayacağınız çok yoğundum.Okullar açıldığında bir arayış içinde olduğumu farkettim:kendimi arıyordum.Hiçbir zaman kendimi tamamlanmış hissetmedim.Bizde ki "Ne oldum deme ne olacağım de." sözü gibi.Şunun farkına vardım:blog yazdığımda bazı şeyleri insanlarla paylaştığımda rahatlıyorum,mutlu oluyorum.Yazı yazmak tıpkı terapi gibi insanı rahatlatıyor.Oturduğunuz yerde...

                    Bu arada neden "Tasarkar" ismini kullandığıma gelince hem okuduğum bölümle ilgili hemde akılda kalıcı.Tıpkı "Sanatkar" gibi.Ayrıca bu konuyla ilgili daha sonra ayrıntılı bir şekilde yazı yazacağım.
                    Son olarak; 2017 yılımızı tüm acılara rağmen yılmadan,sıkılmadan,umutsuzluğa kapılmadan mutlu geçirmemiz dileğiyle : )

Oku...